Çift Dünyalı

Tek dünyalı olduğumu düşündüğümde hemen paniğe kapılıyorum. Yaşıyoruz ve ölünce her şey bitiyor. Başka bir şey yok! Yapabildiklerim yaptım ve yapamadıklarımı bir daha hiç yapamayacağım. Sınırsız evrende Dünya’da ve Dünyada bir ülke ve o ülkenin şehrinde geçmiş tüm ömrüm. Ben Türkiye’ deyim belki bir iki kere Almanya, Fransa ya gitmişliğim var ama ismini duyduğum, belki bazılarının fotoğraflarını gördüğüm, belki de varlığından dahi haberdar olmadığım daha 10 larca ülke var. fakat sadece varlar ben gitmemişim, oralarda var olmamışım hiç.

Dünya’ nın hepsini gezsem bile güneş sistemimizde biz hariç 7 gezegen daha var. 8 gezegenin yer aldığı güneş sistemi, güneş sisteminin yer aldığı Samanyolu galaksisi. Ve evrende milyarlarca gezegen, yıldız ve galaksi. Biz işte buradayız. Dünya’da ait olduğumuz ülke şehir kasabada. Deniz de kum tanesi bile değil…

Peki süremiz ne kadar bu Dünya’ da. Yapmak istediklerimizin hepsine yeter mi? Tüm Dünya’ yı dolaşsak, dolaştığımız her yerde o yere özgü yemekler yesek, sevdiğimiz yerlerde 1-2 gün fazladan kalsak, kaç sene eder? Peki bunları yapa bilmek için gereken parayı biriktirmeye kaç sene çalışmak gerekir?

Yerimiz dar, zamanımız kısıtlı. Ama isteklerimiz çok. Tatmin olmadan ölene kadar yenileri eklendikçe eklenecek, asla istekler bitmeyecek. Sınırsız istek, sınırlı imkan. Sonsuz evren, ufacık yer yüzü. Paniğe kapılmamak sanırım mümkün değil. Ters olan bir şeyler var. Tek dünyalı olmuyor. Ölüm son olmamalı.

Ayrıca zaten ölecek ve bir daha gelemeyeceksek. Yapmak istediklerimiz karşı arzumuzda bu kadar şiddetliyse bizi ne tutar? Zaman bitmeden arzularımız gerçekleşmesi için çılgınca bencilce yapabileceklerinizin bir sınırı olur muydu. Bir ahlak kuralını takar mıydık? Bence takmaz ahlaksızlıkta yarışırdık. Yarışmayı red edip rakipleri elemek için katil bile olurduk.

Tek dünyalı insanların sınırsız ahlaksızlığını önleyecek dünyalık yaptırımlar elbette var. Hukuksuz bir dünya da yaşamıyoruz. Suç a karşılık ceza var. Ceza almaktan korkan insanlar sınırsız arzularını tatmin etmek için kendilerini sınırlıyorlar. Sonuçta hapis, idam benzeri cezaları kimse istemez.

Ama hukuk tamamen uygulana biliyor mu? Milyonlarca insanları öldüren imparator, kral, devlet başkanı gibi zalimler hepsi adil yargılanıp cezalarını aldılar mı? Zalimler bu ölen insanların, geriye bıraktıkları yakınlarının acısını ömür boyu hapse mahkum olarak veya idam edilerek ödeye bilirler mi?

Hiç bir suçu olmayan bebeklerin bir depremde, selde benzeri doğal felaketlerde ölmesi nasıl açıklana bilir? 7 ay yaşayıp ölen bir bebekle 80 sene krallar gibi yaşayan adamın arasındaki bu adaletsizliği ne kapatır?

Anlaşılan tek dünyalı olmuyor. Hatta tek dünyalı bir bakış açısıyla düşünülmüyor bile. Bir şeyleri anlamlı kılmak için çift dünya ve çift dünyalı bakış açısına ihtiyacımız şart.

Bir Cevap Yazın